Lontano (Roman)

Lontano.. Polisiye yazarların fenomeni olan Jean Cristopher Grange’ ın Türkiye’de çevrilen son romanı Lontano..

Lontano (Roman)
Lontano – Jean Cristopher Grange

Kahramanlar

Gregorie Morvan: Eşine şiddet uygulayan, zamanında işinde ün yapmış, emekli bir polis.. Üç çocuğunu ve ailesini taparcasına seviyor. Zamanında çözdüğü bir cinayet ve başka ülkelerde kurduğu bağlantılar bir şekilde yıllar sonra karşısına çıkıyor. Katil, Morvan’ın bağlantılı olduğu kişileri hedef alıyor ve son olarak kızına kadar geliyor..

Morvan çocuklarının annesine şiddet uygularken, çocuklarını muhafaza şekli okuyucuda büyük bir şaşkınlık uyandırıyor. İşin  daha ilginç tarafı ise Morvan’ın küçük yaştaki kız çocuklarından hoşlanması..! Yönünü şaşırmış bir kişilik..

Erwan Morvan: Roman boyunca cinayetleri çözmeye çalışan ana karakterimiz. Morvan’ın en büyük çocuğu Erwan. Babasıyla meslektaş olmayı seçmiş ve kendisini işine adamış başarılı bir cinayet masası polisi.  Klasik olarak huysuz, kaba, sert bir yapısı var ve babası sebebiyle dağınık bir psikolojiye sahip.. Kardeşi Loic’in ayrılmakta olduğu eşi Sofia’dan hoşlanıyor ve ona takıntılı bir hayranlığı var. Sofia dışında özel hayatı hakkında kayda değer bir şey yok.

Loic Morvan: Gregorie’ nin ortanca ve yakışıklılığına hayran olduğu çocuğu. Babasının hisse senetleriyle ilgilenip borsa işleriyle meşgul oluyor. Eroin bağımlısı, iki çocuğu olan, eşinden ayrılmak üzere olan bir baba. Karakteristik olarak Erwan’ın aksine ürkek, sakin bir yapısı var.

Gaelle Morvan: Gregorie’nin en küçük ve tek kız çocuğu. Oyuncu olmak istiyor ve fahişelik yaparak hayatını idame ettiriyor. Annesinden ve babasından nefret ediyor.

Maggie Morvan: Gregorie’nin eşi, çocuklarının annesi. Eşinden hiçbir zaman şikayetçi olmayan, sürekli biat eden bir ev hanımı. Evlenmeden önce fikirleri ve uğraşları olan bir kadınken, evlendikten sonra fikri olmayan, pek anlaşılamayan karakterlerden..

Sofia: Loic’in ayrılmak üzere olduğu eşi.  Mükemmeliyetçi, güzellik abidesi bir kadın. O da zamanla Erwan’dan hoşlanıyor.

Kripo: Erwan’ın yanından ayırmadığı, belge işlerinde usta olan iş arkadaşı, yardımcısı.

Genel Bakış

Olaylar mazoşist bir askeri eğitim merkezinde öldürülen bir çocukla başlıyor. Gregorie bu silsilede ajan olarak oğlu Erwan’ ı görevlendiriyor. Fakat cinayetler devam ettikçe Gregorie’ nin uzun zaman önce yakalamış olduğu “çivi adam” lakaplı katilin izlerini çıkartıyor karşılarına. Fakat çivi adam yıllar önce vefat etmiş, yakalandıktan sonra da uzun süre akıl hastanesinde yatmış. Onunla görüşen, iletişim kuran hiçkimse bulunamıyor.

Bu cinayetleri işleyen katil bir şekilde Gregorie’ nin bağlantılı olduğu kişileri kurban olarak seçiyor. Ve katil, ailesinden bir kişiyi kurban seçecek kadar yakınına geliyor. Bu süreçte Gregorie oğlu Erwan’ a dürüst olmayarak işleri zorlaştırıyor. Bu yüzden romanın sonunda katil bulunsa bile okurun kafasında birçok soru işareti kalıyor.

Öncelikle kitabın başlangıç kısmında çok fazla ve kendimce gereksiz ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Özellikle dünya siyasetinden fazlasıyla söz edilmiş. Bu yüzden kitaba adapte olmak benim için uzun sürdü. Mışlar muşlar, yalanlar, rant çabaları, mevki açlığı ve bla bla.. Yaşadığım ülkenin siyaseti bile hiç ilgimi çekmezken, dünya siyaseti fazlasıyla itici bir etki yaratıyor.

Siyasetle ve katilin hobisiyle ilgili bu kadar ayrıntı, konuları fazlasıyla dağınık hale getirmiş. Belki biraz daha ”dann dannn” vurmasını seviyorum polisiyelerin. Basit gibi olup da karmaşık olanını..

Çivi adamın sanatıyla ilgili bahsedilen geniş kısma gelince, yazarın önünde saygıyla eğilmek gerekiyor. Her kitabında mutlaka değişik bir hobiden bahsedip, onunla ilgili ayrıntılı bilgi vermek tam olarak Grange’ ın sahasında olduğumuzu gösteren bir ayrıntı. Değişik hobiler keşfedip sonra da canını çıkarana kadar araştırma yaptığından eminim. Keza kitaplarda yansıyanlar bunlar. (Sanırım işini severek yapınca çalışkan olmak kendiliğinden gelen bir durum..)

Üslup, akış kısmına gelince çeviri roman olmasına karşın inanılmaz bir kadifelik mevcut. Olayların sıralanışı, ana karakterleri objektif yansıtan dili gerçekten takdire değer..

Peki devamı olan ‘Congo Requiem’ adlı kitabını merakla bekliyor muyum, üzgünüm ama hayır.. Bu defa belki katilin hobisi, özellikleri ilgimi çekmedi belki de ajanımız yeterli donanımda değil.  Aslında katille hiç empati yapamamak da kitabın dışında tutuyor. Erwan’ ın kişiliğine karşı da somut bir şeyler canlandımak zor. Bilemiyorum, Kızıl Nehirler ya da Siyah Kan’ dan bahsetmeye kalksam, kaç yıl olmuş hala heyecanlanırım ama bu kitabına karşı duygusal bir hissiyat, heyecan  yakalayamamak üzücü..

Belki de direnmeyip Grange’ ın yaşlandığıyla ilgili yorumlara karşı çıkmaktan vazgeçmek gerek(;

Grange’ın bu kitabıyla ilgili yaptığı röportajdan alıntılar;

 

*Benim işim farklı psikolojik profillere sahip insanlardan yola çıkarak bir hikaye yaratmak.

Gregorie’nin eşine (altına kakasını yaptıracak kadar) şiddet uygulaması, bunun sonucunda kızının fahişelik yaparak hayatını idame ettirmesi, bir oğlunun eroinman olması, diğer oğlununsa çözümünü babasının  yardımcısı olmakta bulması.. Katili, diğer karakterleri filan hiç saymıyorum. No Limit olayında insanların acı çekerek sex yapmaları ve bu sayede özgür olduklarını düşünmeleri başlı başına bir roman konusu olabilecekken, bu kadar çok profil sadece teknenin su almasına yol açmış..

 

*Verilen detaylar hikayeye gerçeklik payı katan bir teknikten ibaret. Konu oldukça sıradışı ve inanması güç olduğundan, onu daha gerçekçi ve inanılır kılmak için bu tarz yaşanmış olaylar katmak gerekiyor. Yoksa tamamen masal dünyasında olurduk.

Aslında çok güzel bir düşünce. Verilen ayrıntılar diğer kitaplarda empati ve özdeşleşme olayını fazlasıyla sağlıyordu. Fakat bu kitapta ayrıntılar arttıkça aksine olaylar gerçekçiliğe veda etmiş..

 

*Gerçek hayatta romantik şeyleri çok seviyorum, size garanti ederim. Ancak nedense onları kitaplarıma koymakta zorlanıyorum.

Grange’ın bir özelliği de her kitapta silik de olsa bir aşk durumunun mevcut olması. Erwan Sofia’dan hoşlanıyor ve birlikte oluyorlar. Fakat daha sonra sürdürülmeyen ve kendiliğinden biten bir ilişki oluyor. Gregorie’nin eşinden nefret etmesi ve bu kadar nefrete karşın eşi Maggie’ nin onu savunması üstüne bir de Gregorie’nin küçük kız çocuklarından hoşlanması.. Mide bulandıran bir muallaklık durumu. Estetiğe dair hiçbir şey yok  ilişkilerde. Ve çok fena çuvallanmış gözüküyor..(Romantikliği çoktan geçtim yani..)

Sonuç olarak ne kadar memnuniyetsiz olsak da bu durum beklentimizin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bir hafta etkisinden çıkamadığım kitapları varken az sarsılmaktır belki rahatsız eden..

Grange muhteşem ve olağanüstü bir yazar. Bir kitapla bu seviyeye çıkmadığından  bir kitapla da düşüş yaşamayacaktır.

Yeni romanlardan eski darbeleri (: almak dileklerimle..

 

 

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.